Burası sahnenin arka planı, bagetlerin ve mikrofonun ötesinde kalan o kontrolsüz alan. Yıllardır bir davulcu ve vokalist olarak sahnenin tam merkezinden izlediğim manzaraları, aksak ritimleri ve filtresiz anları buraya döküyorum. Benim için müzikte olduğu gibi bu satırlarda da kural bellidir: Less is more. Gereksiz süslemelere, abartılı kahramanlık hikayelerine yer yok; ritim neyse, yaşanan da o.
Burada okuyacaklarınız sahnede aniden patlayan komik krizler, ters giden işler ve canlı müziğin o çiğ halleri üzerine. Kerim Çaplı ekolünün o dizginlenemez ama her zaman müziğe sadık ruhunu sahnede nasıl hissediyorsam, yazılara da öyle yansıtıyorum. Eğlenmek, çalmak veya anlatmak için ekstra bir uyarıcıya ihtiyaç duymadan, sadece müziğin kendi tansiyonuyla ortaya çıkan absürtlükleri ve net gerçekleri bulacaksınız.
Bu sayfa, stüdyoda kusursuz kaydedilmiş bir parçanın değil, sahnede canlı çalınırken arka planda kopan fırtınaların ritmini tutuyor. Buradaki akış bazen aksayacak, bazen güldürecek ama her zaman sahnenin o terli ve gerçek doğasına sadık kalacak.
